22 Temmuz seçimlerinden hemen bir gün sonra kaleme aldığım, ancak gazetemizde yayınlamadığım bu yazımı, 29 Mart 2009 mahalli seçimlerinden sonra yapacağım tahlile uygun düştüğü için aynen yayınlanmasını uygun gördüm. Yalnız bir tek tashih ile. O da şudur; üçüncü maddedeki “Öfkem şiddetli olur” sözünü “Şefkat Tokadı” olarak tashih ediyorum.
BU BİR SEÇİM DEĞİL,
BU BİR ATAMA…
Seçimler yapıldı. Millet reyini sandık yoluyla ilan etti. Netice malum. Türkiye'de her kurumun, her makamın dünyevi tek yetkilisi olan millet, AK Parti'yi sanki seçmedi de, atadı. Çünkü diğer partilerle arasındaki fark o kadar açık ki…
Atamak ile seçmek arasında bana göre çok fark var. Seçmekte pek o kadar takip ve kontrol yok. Atamakta ise var. Atamakta amiriyet, atananda ise memuriyet manâsı var. 2002 seçimlerinde de açık benzer farklar vardı. Ancak milletin o zaman AK Parti'ye yaklaşımı ile, 2007 seçimlerindeki yorumlayışı çok farklı. 4,5 sene iktidar olmuş, her cihetten yıpranması mukadder olan bir partiyi, yüzde on iki daha fazlasıyla iktidar yapmak çok manidar.
Kısaca, Millet, AK Partiye ve onun Genel Başkanına şunları söylemiştir :
1- Ben sana beş senedir, “Şunları şunları neden yapmadın?” dediğim zaman, sen bana “Benim Milletvekilim çok ama, aldığım oy az. Milli iradeyi temsilde, meşruiyet sorunu var. 'Sen milletin çoğunluğunu temsil etmiyorsun. Onun için milli irade diye her işi yapamazsın' diyorlar” diyordun. Öyle ise al sana destek… Seni 34,5'tan 47'ye çıkardım. Hadi bakalım yapamıyorum dediğin şeyleri şimdi yap.
2- Bu defa seni diğerlerinin içerisinden bu daha iyisi diye seçmiyorum. Seni iktidara atıyorum, yani hakimiyetimi ve irademi seninle temsil ettiriyorum. Yani seni kendime vekil tayin ettim. Bundan böyle seni kontrolüm altında tutup samimiyetini görmek istiyorum. Artık ben vazifemi yaptım. Sen de arkana aldığın bu destek ve güçle kırıp dökmeden “Dikleşmeden, fakat dik durarak”, benim gücümü örselettirmeden, devlet ile benim aramı açmadan, muhalefet ile sulhkârane, Devlet ile mürüvvetkârane muaşeret içinde yapacaklarını yap. Ülkemiz, milletimiz, devletimiz maddi ve manevi her alanda inkişaf etsin. Millet aziz, Devlet şerefli olsun.
3- Eğer sana verdiğim bu gücü ve vekaleti layık-ı veçhile kullanamazsan, yani hem beni, hem devleti memnun etmezsen, bunun ilk emaresi olarak 2009 yerel seçimlerinde “Öfkem şiddetli olur.” Tıpkı 1989 mahalli seçimlerinde olduğu gibi… Biliyorsun nadasa aldığım partiler var… Kendini tek ve vazgeçilmez zannetme!...
4- Muhalefet partilerine de diyorum ki;
İsmet Paşanın “Muhalefette tasdik yoktur” anlayışı ile değil de, gelişen dünyada, değişen fikirlere göre hareket et. İktidara müspet icraatlarında destek ver, tebrik et. Yanlışlarında alternatif teklifler üreterek ikaz et. Rejimin değerlerine sahip çıkıyorum görüntüsü ile iktidara sen bunlara karşısın der gibi tavırlar ile millet ile devletin arasını açma.
5- Benim ve Devletimin temsil edildiği şerefli kurumlara da diyorum ki;
Endişe ve telaşa gerek yok. İşte bak sizin tereddütlerle baktığınız bir partiye, ben tam destek veriyorum. Madem siz, “Benden alacağınız talimatla” hareket ettiğinizi söylüyorsunuz; o zaman beni takip edin. Ben kendi kendime zarar verecek basiretsiz bir millet miyim?
Ben sizlere güveniyorum, siz de bana güveniniz!...
Bu vesile ile seçilen Belediye Başkanlarını tebrik eder, yapılan seçimlerin ülkemize ve ilimize hayırlara vesile olmasını dilerim.