Geçen gün sağlık ocağında sıramı beklerken önümdeki hastayla hemşirelerin konuşmasın duyuyordum. Bir anne adayına, “Sigara kullanıyor musun” diye sordular. O da, “İlk çocuğumda azaltamamıştım, bunda biraz azalttım” diye cevap verdi. Hemşireler, “Dün de bir anne adayı vardı, o iki paket sigara içiyormuş, bebeğin durumu iyi değildi, hastaneye sevk ettik” dediler. Bu sözler sabrımı taşırdı, anne adayına çocuğunu sevip sevmediğini sordum, tabii ki seviyordu, ama onu daha dünyaya gelmeden dumana boğuyordu. Anneliğin, bir çocuğun sorumluluğunu almanın ne demek olduğunu bilmiyordu, ne büyük cehalet...
Yıllar önce bir arkadaşımın söylediği sözler hatırıma geldi, arkadaşım uzun yıllar çocuk sahibi olamamıştı. Kendisine anne olacağı müjdesi verilince çok ağladığını, bunun mutluluktan değil, bir çocuğun sorumluluğunu almanın ağırlığından olduğunu söylemişti. Evet, gerçekten anneye bir çocuğun sorumluluğunun verilmesi oldukça zor, o anneye gerekli bilgi ve donanımın mutlaka verilmesi gerekiyor, ama ne kadar üzücü ki, anneler bu bilgi ve donanımdan uzaklar. Evlenirken evde kalmamak için evlenip, çocuğu da özendikleri için istiyorlar, toplumda da bu konuda bir gayret yok. O anne adayı anne olmadan önce gerekli bilgiye ulaşmış olsa, önce sigarayı bırakır sonra anne olmaya niyet ederdi. Günümüzde sigara ile ilgili o kadar güzel yayınlar ve duyurular var ki, insan bir durup düşünüyor, “nasıl hâlâ kullanıyorlar bu zehiri” diye...
Kendilerine sorduğunuzda da “alışkanlık” diyorlar, evet öyledir ama bir gün çok alıştığımız ve sevdiğimiz dünyayı bile bırakacağımıza göre bu alışkanlıktan vazgeçmek için de ciddi gayret sarf edilmeli. Hele anneler önce çocuklarını zehirlememek için, sonra kötü örnek olmamak için kesinlikle içmemeliler, anneliğin önemi ve fedakarlık demek olduğu üzerinde samimi olarak düşünmeliler...
Evde anne ve babası sigara içen bir çocuk zaten pasif içici oluyor ve zehirleniyor, bunu sağlık ocağının kapısına asılan afiş çok güzel anlatıyor, 'Kanser artık bulaşıyor, dumanla” diye.
Zaten küçük yaşta zehirlenen ve bu dumana alışan bir çocuk da, büyüdüğünde daha çabuk sigara kullanıcısı oluyor. Yine geçenlerde sağlık sorunları yaşayan bir genç kıza sigarayı mutlaka bırakması gerektiğini, bu rahatsızlıkların ondan olduğunu söylediğimde; “bırakamam, çünkü annem babam da sigara içiyor. Biz evdeki kuşu bile zehirliyoruz, o da sigara içiyor” demişti, ne kadar üzücü...
Yine bir başka tanıdığımızın çocuğunu sevmek için kucağıma aldığımda çocuktaki ağır sigara kokusu kalbime bıçak gibi saplanmıştı, annesi de “bizim evde dede, nine, ben ve eşim hepimiz sigara içiyoruz, yani bu çocuk dört kişinin sigara dumanının altında büyüyor” dedi. Bu vahameti anlatmak için kelime bulamıyorum, eminim siz de benimle aynı duyguları paylaşıyorsunuz...
Sorumluluklarımızın farkında değiliz, çocuklarımızı gerçekten sevmiyoruz...
Ben bu satırları yazarken, sesi kısık olan radyomdan dumansız hava sahasına çağırılıyor herkes. Sigarayla Savaşanlar Vakfına teşekkür etmek lâzım, ciddi çalışıyorlar, ama bu konuda öğretmenlere, doktorlara, imamlara, hatta muhtarlara görevler düşüyor. Tabii önce kullanıyorlarsa kendileri bırakarak faydalı olacaklar, sonra da çevrelerine hizmet edecekler, her kesimden insan bu konuda çevresini aydınlatacak, bu zehirin üzerine gidilecek ve inşallah herkes bırakacak. Bunu gönülden diliyor ve içim yanarak dua ediyor, çevremi de uygun zaman, uygun zemin ve uygun bir lisanla uyarıyorum...
Siz de bu zehire karşı ne olur suskun kalmayın ve dua etmek başta olmak üzere çevrenizdekileri uyarın…