"Kütahya'nın haber Tellal'ı TELLAL GAZETESİ'ni mutlaka okuyunuz." . TEKiN OFSET tarafından yayınlanmaktadır.

Ahmet Hakan Dönmez

Diğer Yazıları >>

MEMURİYET HİZMETKÂRLIKTIR

Geçtiğimiz seçim kampanyaları sırasında, hizmet siyaseti ve benzer şekilde farklı ifadelerle de olsa, hemen bütün adayların şu temayı işlediklerine şahit olduk:

 ”Başkanlığa değil, hizmetkârlığa talibim.”

 Ben bu mananın anlaşılmış olmasını, kayda değer önemi haiz bir nokta olarak görüyorum. Ancak bu söz, seçim öncesi oy kaygısıyla söylenmenin ötesinde, uygulama sırasında da unutulmamalı, diye düşünüyorum.

 Esasen sadece belediye başkanlığı değil, memuriyetin her türlüsü bir hizmetkârlıktır. Millete hizmet etmektir. Vatandaşların zaruri işlerini organizeli ve sistemli bir şekilde görmektir. Bir ülkede insanların huzur içinde yaşayıp ihtiyaçlarını insana yakışır biçimde giderebilmelerini sağlayacak kurumlara ihtiyaç bulunduğu apaçık bir gerçektir. Bütün kamu kurum ve kuruluşları ile birlikte “devlet” dediğimiz müessese bu ihtiyaçtan doğmamış mıdır?

 Temel yaklaşımın daima böyle olması gerektiği kanaatindeyim. “Bir milletin efendisi, ona hizmet edendir.” “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır.” ulvi prensipleri hiçbir zaman unutulmamalı.

 Nasıl insanlar bir ücret karşılığında başkalarının işlerini ve hizmetlerini görürler. Bunu tahakküm vesilesi yapmazlar. Makam ve mevki aracı olarak düşünmezler. Hele hele işinde çalışıp parasını aldıkları bu insana karşı tepeden bakma, ihanet etme, başkaları adına ona zarar verme... nankörlük olmaz mı?

 Aynı şekilde devlet de, devletin memurları da milleti ve vatandaşları için vardır. Millete rağmen, milletin değerlerine rağmen bir devlet anlayışı olmaz. Başka milletler adına, kendi milleti ve değerleriyle uğraşmak ihanet değil midir? Yüksek makam ve rütbelere gelince kendi halkını ve kendi ülkesinin değerlerini hor görmek, hiçbir şekilde tasvip edilemez. Maaşını halktan toplanan vergilerden alan ve milletine hizmet etmek üzere kendisine rütbe ve mevki verilen bir insanın, her şeyden önce milletine sadakat içinde olması gerekmez mi?

 Hâl böyle iken, pek çok insanın memuriyeti bir hizmet aracı değil, makam ve mevki kapısı olarak gördüğü de bir gerçektir. Tarih boyunca nice zalim hükümdarlar gelmiş geçmiş, kendi halklarına etmedik zulmü bırakmamışlar. Nice makam, mevki ve rütbe sahipleri, ellerindeki imkânları, heveslerini tatmin aracı olarak görmüşler, diğer insanlara hor bakmışlar, tahakküm etmekten geri durmamışlardır. Başka milletlerin emellerine hizmet eden gafil ve hain idareciler pek çoktur.

 Aslında kendini büyük görmek de, başkalarını küçük görmek de ahlak-ı mezmumedendir. Her ikisi de kötü hasletlerdir. Birer insanlık ayıbıdırlar. İslam bunları büyük günah olarak sayar ve yasaklar. Peygamber Efendimizin, “Bir mü'mine günah olarak başka bir mü'min kardeşini hor görmesi yeter” fermanı bu konunun önemini çok açık bir şekilde ortaya koymaya yeter sanırım. İster bulunduğu yüksek rütbe ve mevkiden dolayı olsun, isterse başka milletlere hayranlıktan, ya da başka bir sebepten, hangi sebeple olursa olsun, bir insanın kendi milletine ve milletinin değerlerine hor bakması affedilemez. Kendi görüşünü benimsemeyen halkını, cahil oy çokluğu diye küçük gören ve aşağılamak isteyen sözde aydınlarımız çıkmıyor mu zaman zaman?

 Ancak şu hususun da belirtilmesi gerekiyor: Makamın gerektirdiği bazı davranışlar da olabilir. Bunlar, memuriyetin hizmetkârlık olduğu, ilkesine ters düşmez. Mesela makamın ciddiyet ve haysiyetini korumak için ağır başlı ve vakur olmak icap edebilir. Bu hal, kesinlikle kötü bir haslet olan gurur sayılmaz. Yeter ki o makamı kendi gururuna alet etmesin. Aynı memurun, evinde çoluk-çocuğuna karşı, görev başındaki tavrını sürdürmesi de doğru olmaz. Çünkü makamın gereği ciddiyet iken ailenin gereği de samimiyet ve muhabbettir. Her şey yerli-yerince yapılmalı. Atalarımız, taş yerinde ağırdır, diye boşuna söylememişler. En değerli bir şey bile, yerinde olmazsa kıymetsizdir.

 Yüce Mevla'mızdan hepimizi hayırlı hizmetlerde istihdam buyurması dileğiyle.

01.04.2009