Sevgili Peygamberimiz de, bir insandı ve her hali harika değildi. Bizim yaşadığımız hayat şartlarına bağlıydı; yemek yiyor, su içiyor, çalışıyor, yoruluyor ve dinleniyordu. Bu davranışları peygamberliğinin değil, insan olmasının bir gereğiydi. Dolayısıyla peygamberlik göreviyle ilgili olmayan bu tür hal ve hareketlerini, uyulması mutlaka gerekli birer vecibe gibi algılamamak icap eder.
Bununla beraber Yüce Mevla'mızın Peygamberimizi en mükemmel fıtratta yaratmış olduğu da unutulmamalıdır. Çocukluğundan itibaren hayatında kötü ya da çirkin addedilebilecek bir sahne olmamıştır. Bu açıdan baktığımızda Onun her halinin bizim için örnek teşkil edeceği açıktır.
Özellikle sıradan beşeri davranışlarımızı ibadet derecesine çıkarmanın yolu, Sevgili Peygamberimizin beşeri kişiliğini iyi öğrenmekten geçmektedir. Onun yaşayış tarzını ve adetlerini, davranışlarını, hal ve hareketlerini iyi öğrenip nümune-i imtisal kabul edersek, adetlerimizi ibadet haline getirme imkânı bulabiliriz. Bu da Onun, bir insan olarak günlük hayatını nasıl düzenlediğini öğrenmemizi gerekli kılmaktadır.
O gönüller Sultanının hayatı genel olarak bir düzen ve ahenk içindeydi. Beş vakit namaz, günü ana hatlarıyla plânlamak anlamında, elbette onun da günlük hayatını şekillendiren temel unsurdu. Bunun dışında ailesiyle, çevresiyle, ashab-ı kiram ve diğer insanlarla olan ilişkileri belli bir düzen ve ahenk içinde sürüyordu. İbadet hayatı, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etmesi, diğer dünyevi meşguliyetleri hep belirli bir sistem içinde cereyan ediyordu.
Ancak Onun günlük yaşayışını dar kalıplar içinde değerlendiremeyiz. Duruma ve şartlara göre değişiklikler de elbette oluyordu. Bu manada Sünnet-i Seniyyeye uygun yaşıyorum, diye hayatı kendimiz için dar, kalıplaşmış ve monoton bir hale sokmamız doğru olmaz.
Her ne kadar Peygamberlik görevi dışındaki beşeri hal ve hareketlerine tabi olma mecburiyeti söz konusu olmasa da, bu tür davranışlarına uymak, elden geldiği kadar uymaya çalışmak; her şeyimizi ibadet derecesine yükseltmemize vesile olacaktır. Bu sebeple her zaman o Gönüller Sultanının günlük hayatı hep merak konusu olmuştur. Dolayısıyla Peygamberliğinin yanında Onun bir örnek insan olarak günü nasıl yaşadığına burada kısaca işaret etmekte fayda görüyorum:
Sabahleyin kalkıp gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra Mescid-i Nebevi'ye gelerek ashab-ı kirama sabah namazını kıldırırdı. Ardından burada sohbet yapardı. Güneş doğuncaya kadar burada kalırdı. Sorulan soruları cevaplar, anlatılan rüyaları yorumlardı. Toplumla ilgili diğer işleri de bu süre içinde yapardı. Kuşluk vaktine kadar genellikle bu şekilde geçirirdi.
Daha sonra evine dönüp mübarek eşlerini ziyaret ederdi. Burada da sohbetleri sürerdi. Oruçlu olmadığı günlerde sabah yemeğini bu sırada yerdi. Elbise yamama, ayakkabı tamiri gibi kendi özel işlerini de bu arada yapardı.
Normal zamanlarda öğle namazından sonra bir süre uyuyarak istirahat ederdi. Havalar çok sıcak olduğu zamanlarda ise, bazen bu istirahat vaktini öğle namazından önceye alırdı. Ancak bu gündüz istirahatı, Cuma günleri Cuma namazından sonra olurdu. Kaylûle adı verilen bu uyku hem o bölgenin şartları açısından, hem de gece ibadetine kalkabilme açısından kaçınılmaz bir zaruretti.
İkindi namazından sonrayı da genellikle sohbet ve ziyaretlere ayırırdı. Aile efradına, yakınlarına ve diğer insanlara yönelik ziyaretleri genellikle bu esnada yapardı.
Güneş battıktan sonra, geri kalan dünyevi işlerini bırakırdı. Ancak bu tamamen istirahata çekilme anlamına gelmez. Bazı işleri ve görüşmeleri akşamdan sonra yaptığı da görülüyordu. Akşam yemeğini, akşam namazından sonra yediğini, ancak yemek hazır olduğunda, vakit de müsaitse yemeğe öncelik verdiği de bilinmektedir. Akşamla yatsı arası özellikle aile içi sohbetlerin büyük yer tuttuğunu görüyoruz. Prensip olarak yatsıdan önce yatmayı, yatsıdan sonra da sohbeti sevmezdi. Bazı istisnai durumlarda geç vakitlere kadar toplum hizmetleriyle ilgilendiği de olmuştur.
Gönüller Sultanı Sevgili Peygamberimizin gece hayatını şu şekilde özetlemek mümkündür: Yatmadan önce bazı kısa sureleri okuyarak avuçlarına üfler ve elleriyle bütün vücudunu sıvazlardı. Dua edip Yüce Yaratan'a sığınarak yatardı. Sağ yanına yatıp sağ yanağını sağ avucuna koyarak yatardı.
Gecenin ilk yarısı uyuyarak dinlenirdi. Gece yarısında kalkıp abdest alır ve ibadet ederdi. Gecenin üçte biri kadar bu şekilde ibadet yaptıktan sonra tekrar yatıp uyurdu. Daha sonra sabah namazı için kalkardı. Saat olarak ifade etmek gerekirse, şu şekilde geceyi plânladığını söyleyebiliriz: Mesela: 6 Saatlik bir gecede ilk 3 saat uyku, bundan sonraki 2 saat ibadet, son 1 saat yine uyku.
Yüce Rabbimiz bizi kendine lâyık kul, Peygamberimize lâyık ümmet eylesin. Onun aydınlık yolundan hiç ayırmasın. Şefaatinden de mahrum bırakmasın. Âmin.