"Kütahya'nın haber Tellal'ı TELLAL GAZETESİ'ni mutlaka okuyunuz." . TEKiN OFSET tarafından yayınlanmaktadır.

Ahmet Hakan Dönmez

Diğer Yazıları >>

BİR BAK, ZAMAN VE MEKAN NASIL KUŞATILMIŞIZ; BELLİ Kİ, EN TEPEDEN EN DİBE ATILMIŞIZ. Necip Fazıl Kısakürek

 Gözleri hüzün ve kaygı bulutlarını yüklenmiş, derinlere bakan ve insanlık adına ümitsizlik duygularını yedeğine alan genç kız, on gün öce misafir olduğu bir köy düğünündeki olumsuzlukları unutamıyordu.

 “Biz, güzel örf ve adetlerin yaşandığına inandığımız ve samimiyeti elle tutulur derecesinde göreceğimizi sandığımız düğüne önce davete icabet etmek için, daha sonra da bu güzelliklere şahit olmak için katıldık. Ama, düğünde alınan alkol, atılan silahlar, insanın canını sıkacak derecedeki israf, geleceğe yönelik ümitlerimizi aldı götürdü.” Genç kızdan duyduğum bu sözler doğal olarak beni de yaraladı. Ama ben ümitsizlik duygularına kapılmadım. Gerekenler yapıldığında insanlığın geleceği açısından ümitliyim. Zaten ümitsizlik her halükârda yanaşılacak yanlış bir liman olurdu.

 Yaşanan olumsuzluklar birer sonuçtur. Mesele, sebepleri üzerinde durmak ve eğitime gereken önemi vererek, insan faktörü üzerinde yeterince durmaktadır.

  Ancak, genç kız bunlara yakından şahit olmuş bir insan olarak üzülmekte tabii ki haksız değildi. Hatta toplumu okumak ve yanlışlıkları tespit etmek noktasında takdir edilmeye değer düşünceler içerisindeydi. “Karanlığa kızmak kolay, esas olan bir ışık yakmaktır” dedim. Gözleri az da olsa parladı ve “O halde ne yapılabilir” dedi. Çözüm noktaları üzerinde konuşmaya başladık. Öncelikle bir defa misafir olduğumuz dünyaya niçin gönderildiğimizi, nereye gittiğimizi, göndereni ve bizi bu misafirhanede ağırlayanı tanımamız gerektiği konusunda anlaştık.

  Sonra eğitim sisteminde sorumluluk almanın daha yoğun bir şekilde üzerinde durulması ve bunun yaşama sorumluluğunu yüklenme kademesine yükselmesi gerektiğini konuştuk. Giderek azalan merhamet, adalet, sevgi, saygı gibi olmazsa olmaz duygularımızın davranış biçimlerimizin temelinde olması gerektiğini tespit ettik. Ve herkes ilköğretim sıralarından geçtiğine göre, bu sekiz yıllık eğitimin çok daha kaliteli olması gerektiğine inandığımızı söyledik.

 Tabii ki anne ve baba eğitiminin de ciddi olarak ele alınması gerektiğini ve bir devlet politikası olması gerektiğine birlikte kanaat getirdik.

 Eminim insanlığı tekrar ayağa kaldırma konusunda sizlerin de düşünceleri vardır, bunun için neler yapılabileceğini biliyorsunuzdur. Hep birlikte bu düşüncelerimizi bir teklif ve öneri paketi halinde yetkililere ulaştırmaya ne dersiniz.

 İnsanlık için bir adım atmaya ve dünya misafirhanesini cennet haline getirmeye değmez mi?

 Sağlıcakla kalın.

22.07.2009