Ağustos aylarının başlarında Zaman Gazetesindeki bir haber dikkatimi çekti. Kestim ve sakladım. Eskişehir'de Hayvan Hakları Federasyonu ve Eskişehir Belediyesi örnek olacak bir faaliyet başlatarak, evlerin ve dükkânların önüne su kabı bırakıp hayvanların susuz kalmaması için gayret gösteriyorlar.
Bu, ilişkilerin yozlaştığı, bakışların bulanıklaştığı ve yüreklerin taşlaşmaya yüz tuttuğu zamanımızda tebrike lâyık bir faaliyet.
Daha iyi insan olmamız için çalışan sivil toplum kuruluşları, radyo ve tv'ler, gazeteler var çok şükür, ama hayvan hakları yine de çok az dile getiriliyor.
Oysa onlar Rabbimizden bizlere emanet. Konuşamıyorlar, evleri yok, aile mefhumları yok. Hem de bize hizmet ediyorlar. Bizim, yerken içerken onları da düşünmemiz gerekiyor, tabii ki eve almak şart değil. Bu bir tercih meselesi. Zaten evinize hangi birini alacaksınız. Ama dışarıda koruyup kollamak hepimizin görevi.
Özellikle de çocukluk yıllarında hayvanlara karşı sevgi ve merhamet aşılanmalı. Çocuklarımıza, onların bize verilen emanetler olduklarını, konuşamadıklarını ve evleri olmadığını söylemeliyiz. Evimizde onlara hazırladığımız ikramları çocuklarımızla gönderebilir ve sokaklarda müsait yerlerde verebiliriz. Artan az da olsa yemeğimizi, pilavımızı, etlerin yemediğimiz yerlerini çöpe atmak yerine, boş yoğurt kaplarıyla onlara verebiliriz. Bir liraya aldığımız çorbalık tavuğu kaynatıp, içine bayat ekmekleri doğrayıp ne kadar çok hayvanı sevindirebiliriz.
Ayrıca su bütün canlılar için olmazsa olmaz bir nimet. Geçenlerde yağmur sonrası, küçük bir kedi yol kenarındaki bir poşet üzerine biriken suyu içiyordu. Bu beni düşündürdü. Bu uzun günlerde oruç tutarak özellikle suyun kıymetini daha iyi anlıyoruz. Bu anlayışımızı tabiî ki suyu kullanırken iktisatlı kullanmaya yöneltmeliyiz. Ancak, susuz kalan hayvanları da mutlaka düşünüp, uygun yerlere kaplar koyup onları susuz bırakmamalıyız.
Hepimiz günahkâr bir kadının susuz kalan bir köpeğe su içirdiği için affedildiğini biliyoruz. Ama sosyal hayatımızın içinde hayvanları ne kadar az düşünüyoruz.
İyilik yapmanın kat kat sevaplarla karşılık bulacağı bu önemli Ramazan ayında, bizim merhabamıza muhtaç, güler yüzümüze ve ilgimize aç olan insanların yanında, sevgimize ve ilgimize muhtaç olan hayvanlar da bizi bekliyorlar. Hatta, karınları sırtlarına yapışmış bir şekilde bekliyorlar. Sofralarımıza ve onların hallerine bir bakalım ve merhamet etmek için geç kalmayalım.
Merhamet edelim ki merhamet görelim.
Sağlıcakla kalın.