Radyo ve televizyon programlarından öğrendim, bu hafta camiler haftasıymış. Bugün Mehtap tv'de izlediğim o harika program olmasaydı bu konuda yazmayı düşünmüyordum. Çünkü zaman zaman bu konudaki sancılarımızı yazıyorum.
O gün televizyonda Talha Uğurluel'in misafir olarak katıldığı "Gün Işığı" isimli programı izledim. Türkiye'deki çok iyi tarihçilerden olan Uğurluel, bir kez daha herkesi hem büyüledi, hem şaşırttı, hem de tarihimizi tanımadığımız ve sahip çıkmadığımız noktasında verdiği bilgilerle üzdü.
Önce cami kelimesinin "cem olma" yani toplanma, birleşmeden geldiğini söyledi ve ilk mescitlerin fotoğraflarıyla konumlarını ve görevlerini anlattı. Peygamber efendimizin camiinin bir bölümünde Ashab-ı Suffa'yı barındırarak, onlara "siz ticaret ya da başka bir iş yapmadan ilim tahsil edin" dediğini söyledi. Ben de bugünkü zeki çocukları düşündüm, onları bilim adamı yapmak için nerdeyse hiç gayret sarf etmediğimizi…
Sonra Şam'daki Emeviye Camiini gösterdi. Burada İmam-ı Gazali 11 yıl kalmış ve "İhya u ulumid dîn" kitaplarını yazmış. Çünkü camide hem aşevi, hem medrese, hem hamam, hem de müderris evleri varmış.
Osmanlı devletindeki camilerin de Emeviye Camisi gibi çok amaçlı olduğunu, imarına ve bakımına önem verildiğini, bu işte kadın erkek birlikte gönül gönüle verildiğini anlattı. İşin enteresan tarafı, bu çok amaçlı camileri yaptıranlar o caminin içinde meftun bulunuyorlar. Orada ilim tahsil edenlerin, konaklayanların, doyanların, ibadet edenlerin dualarını alıyorlar.
Sunucu Naciye Toraman da bugünkü camilerin amacının ve cemaatinin ne kadar kısıtlı olduğunu ve gerçek amacından uzaklaştığını söyledi.
Yemen'de bir camiinin çok ilginç minaresini gösterdi, büyük bir spiral gibiydi. Ama camii sökülüp İngiltere'ye British müzesine götürülmüş. Minare büyük oluğu için götürülememiş. Nasıl olmuş da kimsenin sesi çıkmamış?
Ne yazık ki, tarihimizi ve geçmişimizi tam olarak öğrenme, atalarımızı tanıma noktasında hepimiz yetersiziz. Nasıl bir ağaç toprağa kökleriyle tutunur, gövdesi ve dallarıyla ayakta kalır, meyveleriyle geleceğe seslenir ya, işte bizim de bu köklerimiz kesilmiş, anlam ve önemini kavrayamadığımız için de bakıp kalmışız.
Rahmetli Barış Manço kendisiyle yapılan bir röportajda, "Geçmişini öğren, bugünü yaşa, yarına hazır ol" diyordu. Ne kadar da haklıydı, bize şarkılarıyla atasözlerimizi sevdiren, dünyayı tanıtan Barış Manço…
İnşallah gelecek nesiller tarihimizi iyi tanır, bugünü hakkıyla yaşar, geleceğe hazır olur.
Sağlıcakla kalın.