Gaflet, dalalet ve hatta ihanet kıspeti giydiğinin veya giydirildiğinin farkında olmayan Türkiye Cumhuriyetinin Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki sevgili hükümeti, bu ülkede etnik kimliğinden dolayı hiçbir kısıtlamaya maruz kalmayan insanlara açılım yapıyorum derken Türkiye'yi ateşe sürüklediğinin farkında mı acaba?
Bu soruya, gözünü biraz olsun açabilen ve Türkiye üzerinde 100 yılı aşkın bir süredir oynanan Sevr oyunlarını görebilen her vatanseverin, 25 yıldır akan kanın durmasını isteyen her masum ve "saf" vatandaşın, "Hükümet ne yaptığını biliyor, dağdakileri indirecek memlekete huzur gelecek" tarzında tahammül edilmez derecede lakırdılarla cevap vereceğini iyi bilir sanırım. İngiliz "dostumuzun" 1925 yılında verdiği destekle körüklediği Şey Sait isyanının nihayi hedefinde, Kürdistan'ın kurulmasına zemin hazırlamak ve petrolün yoğun olarak çıktığı Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini avucunun içine almak vardı. Zaten bu isyanın sonucunda muallâkta olan ve silahla tekrar geriye almaya cesaret edemediğimiz Kerkük, Musul ve Süleymaniye'yi İngilizlere bırakışımızın acısı hâlâ durmaktadır Osmanlı yüreklerimizde değil mi?
Bu topraklar ve bağrında taşıdığı zenginliklere sahip olmak isteyen düşmanlarımızın hevesleri, bundan 100 yıl önce olduğu gibi, hatta dünkünden daha da ateşli bir şekilde devam etmiyor diyebilir miyiz? O zaman gelin hep birlikte 90-100 yıl öncesine gidelim ve bu günkü manzaranın o günkü haline bir göz atalım…
Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiye'yi parçalanmış olarak gösteren haritalarının ilki taa 1912 yılında Türkiye'yi param parça eden ünlü Wılson ilkelerini adını veren kişiye aittir. Yani Türkiye sınırlarının içine 1918 yılında Kürdistan ve Ermenistan haritaları çizen Amerikan Başkanı Wılson'a… Bakın Wılson ne demiş o zamanlar: "Amerikan kapitalizminin temel hedefi, zayıf ülkelerin hammaddelerini ve ulusal pazarlarını açık birer kapı olarak tutmaktır. Bunun için diplomasi ve gerekirse zor kullanılmalıdır". Kağıt üzerinde kolayca bölünen ülkelerin gerçekte bölüşülmesinin zor olduğunu bilen Wılson, kesilip biçilecek bölgeler üzerinde paylaşıma hazır müttefikler yaratmanın, bölge insanının bölüşülmeye hazır olması gerektiğinin de bilincindeydi. Wılson, Osmanlı üzerinde en kolay oynanacak kartın etnik kimlik kartı olduğunu da biliyordu.
Ayrı devlet kurmak için kolayca kışkırtılacak çeşitli etnik gruplara en güzel örneği aynı idealin ve aynı soyun adamı Arabistanlı Lawrence diye bilinen İngiliz casus vermiştir. Lawrence, petrolün en yoğun bulunduğu Arap bölgelerinde Arapları Osmanlı'dan ayırmak üzere ayaklandırmış ve Osmanlı'ya karşı savaştırmıştı. 1920'ye gelirken, Anadolu Lawrence'lerle tıka basa dolmuştu. Amerika Osmanlı üzerinde Kürt ve Ermeni haritaları çizerken İngiliz ve Fransızlar Osmanlı uyruklu Kürt ve Ermenileri ayrı devlet kurmak için kışkırtıp silahlandırdılar. Sonrası malum…
Hammaddelerimize el koymak için sayısız haritalar çizen, üzerimizde kirli paylaşım planları hayata geçiren, hasta adam Osmanlı'nın tüm topraklarına üşüşen düşmanlarımız değişmiş midir acaba? Ağızlarının suyu akarak Sevr'i imzalattıran, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü param parça etmek için insanların etnik kimliklerini kullanarak kışkırtan, kardeş kardeşe, dindaş dindaşa kurşun sıktırtan düşmanlar ülkemiz üzerindeki kin ve nefret dolu heveslerinden vazgeçmiş midir acaba?
Bu soruya da çoğumuzun "hayır" dediğini duyar gibiyim. İşte o zamanlar hayata geçirilemeyen alçak planlar hiçbir zaman çöpe atılmamıştır. Dün soldan yaklaşanlar bugün sağımızdan koparmak istemektedirler bizi bizden. GAP projesinin yapımıyla birlikte Türkiye'nin önünün iyice açılacağını bilen hain eller, son olarak PKK illetini musallat etmişlerdir bu ülkenin başına. Vaat ettikleri Kürdistan hayaliyle silahlandırdıkları kuklalarla kardeşi kardeşe kırdırmış, 25 yılda 10 ülke inşa ettirecek kadar paralar harcatmıştır bu vatan evlatlarına. Planlar, dibimize "Çekiç Güç"le sokulan bacaklarının, Irak işgaliyle vücutlarının yerleştirilmesiyle devam etmiştir. Kuzey Irak'ta Parlementosuyla, bayrağıyla fiilen bir Kürt devleti oluşturulmuş, hatta işgal edilmiş Irak Cumhurbaşkanlığına da bir Kürt getirilmiştir.
Sıra Türkiye'ye gelmiştir.
Haftaya devam edecek…