Bir ilkokul öğretmeni öğrencilerine ileride ne olmayı hayal ettiklerini sorar ve ödev olarak yazıp getirmelerini söyler. Bir öğrenci, büyük bir çiftlik kurup burada hayvan yetiştireceğini ve özellikle yarış atı yetiştirmek istediğini yazar. Öğretmen sıfır verir, öğrenci çok üzülür ve öğretmenine, “siz bu sıfırı alın ve hayallerimi geri verin” der. Öğretmen şaşırır ve yazılı ödevi geri verir. Aradan yıllar geçer ve bu hayalin sahibi hayalini gerçekleştirir, öğretmenini de çiftliğine davet eder.
Hayalini kurmadığınız işleri gerçekleştiremezsiniz. İşte Tavşanlı'nın Tepecik köyünde de Ahmet Uluçay, sinema yönetmeni olmayı hayal etmişti. İlkokuldayken köylerine gelen bir seyyar sinemacı sayesinde sinemayla tanışır ve topladığı film karelerini birbirine ekleyerek ahırlarda seyirciye gösterir. Ailesi, “resim ve sinema zengin çocukların işidir” der ve bu tutkusunun önüne geçmeye çalışır, ama başarılı olamazlar.
Almanya'da çalışan bir gurbetçi bir kamera verir ona, arkadaşlarıyla birlikte ilk filmi “Optik Düşler” filmini çekerler. Daha sonra 10 belgesel ve kısa filme imza atar ve 22 ödül alır. Bu süreçten sonra hepimizin bildiği ve kendisini o filmiyle tanıdığımız kendi macerasını anlattığı “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” isimli filmini çeker. Son filmi “Bozkırda Deniz Kabuğu”nu çekerken hayata veda etti Ahmet Uluçay.
Onun hayatında bütün anne ve babaların alacağı dersler var. Çocuklarımızın hayal kurmalarına ve bu hayalleri destekleyecek gerçeklerle yüzleşmelerine her zaman izin vermeliyiz.
Bugün, çocuklarımız internet ve televizyon başında çok vakit geçiriyorlar ve tabiattan uzak bir hayat geçiriyorlar. Ne yazık ki anneler imkân olsa bile çocukların üstleri başları kirlenecek diye sokakta oynamalarına müsaade etmiyorlar. Oysa bilim adamları çocukların üstlerinin kirlenerek oyun oynamasına izin vermek gerektiğini, çünkü çok temiz olmanın derinin kendi kendini onarma yeteneğini engelleyebileceğini söylüyorlar. Aynı zamanda da yeteri kadar oyun oynamayan çocuklar hayal kuramıyor, sosyal hayatta istemediği bir işte çalışıyor, insan ilişkilerinde de başarısız oluyor. Yani hem mutsuz, hem başarısız bir ömür geçiriyor.
Çocuklarımızı değişik meslek gruplarındaki insanlarla ve yaptıkları işlerle tanıştırıp, objektif olarak bilgilendirip gerisini onlara bırakmalıyız. Bir de hayal güçlerini destekleyecek kitaplarla tanıştırmalı ve ailece kitap okumalıyız. Çünkü en çok hayal kuranlar çok kitap okuyanlardır. Bunu unutmadan çocuklarımızı internet ve televizyon alışkanlığından ne yapıp edip vazgeçirmek ve onları yumuşaklıkla kitapların dünyasına çekmeyi başarmalıyız.
Ahmet Uluçay'ı iki yıl önce evinde ziyaret etmiştik. Sağlık problemleri vardı, bize, “Bozkırda Deniz Kabuğu” isimli filminden bahsetmişti. Hayallerini büyük ölçüde gerçekleştirdi. Yarım kalan bu filminin imece usulü tamamlanacak olması sevindirici.
Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum.
Sağlıcakla kalın