OĞLUMA
Bir baş ol ki oğul;
Dimdik durasın,
Çiğneyip, ezilmeyesin.
Bir göz ol ki oğul;
İyiliği göresin,
Peşinden yürüyesin.
Bir dil ol ki oğul;
Zehire bal süresin.
Bir el ol ki oğul;
Yoksulu giydiresin.
Bir yürek ol ki oğul;
Her zaman HAK diyesin.
Ayak olursan oğul;
Karınca ezmeyesin.
Vakit kıymetli oğul;
Sakın boş gezmeyesin.
Şeyh Edebâli
Günler gelip geçmektedir, kuşlar gibi uçmaktadır” diyor, Aziz Mahmut Hüdai hazretleri. Ne kadar doğru söylüyor, günler adeta bir kuş uçuşu hızında geçiyor. Bize de kuşların çırpınışı gibi zamanı iyi değerlendirmek için çırpınmak düşüyor. İşte bir 365 gün daha geçti ve gitti. Önümüzde ne zaman sonlanacağını bilemediğimiz bir zaman dilimi var. Bu zamanı iyi değerlendirmek, doğru ve iyi yaşamak için gönül penceresini aralayıp bir bakmamız gerekiyor. Geçen zamanda neler yaptık, nasıl yaşadık, hayatı anlama adına mesafe kat edebildik mi? Yaşanmışlıklarımızın getirdikleri mi çok, götürdükleri mi? Kimlerle vakit geçirdik ve o insanlar bize neler verdi, biz onlara neler verdik? Bu soruları kendimize dürüstçe sormalı ve hayat aynamızın üzerindeki tozları iyi silerek görmeliyiz.
Merhum Mehmet Akif Ersoy, “Tarih tekerrürden ibaret derler, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi” diyor. Burada tarih deyince biz ülkelerin tarihini anlıyoruz, ama bizim hayatımızın da bir tarihi var. Kaç yaşımızdaysak o kadar eski tarihimiz, işte biz de bu tarih kitabımızı iyi okumalı, artı ve eksilerine bakıp gelecek günlerimizi ona göre düzenlemeliyiz.
Geçmişe takılıp kalmamak, geçmişe çok bakmamak gerekiyor, ama yarınlarımızın daha iyi olması için geçmişe de ayna tutmak şarttır. “Hayat üç gündür der bilgeler, dün bugün ve yarın. Dün geçmiştir, yarın meçhuldür, o halde bu gündür önemli olan, hatta içinde bulunduğumuz andır” deyişi doğrudur. Ama dünden ders çıkarmak, bugünü iyi yaşamak, yarına da hazır olmak gerekmektedir.
NT Kitabevinde çocuklara masal anlatırken bir masaldan çıkarılacak ders, zamanımızın iyi değerlendirilmesiydi ve ben zamanın hızla geçtiğini söyledim. 8-9 yaşlarında bir çocuk hiç de öyle olmadığını ve çok yavaş geçtiğini söyledi. Kendi çocukluğuma bakınca bu çocuğa hak verdim. Çocukken hiç geçmeyecek zannettiğimiz zaman giderek öyle hızlı ve baş aşağı akıyor ki insan şaşırıp kalıyor.
Ancak, zamanın önemli olduğu, iyi değerlendirilmesi gerektiği ve zaman planlaması çocukken öğretilmeli ve alışkanlık haline getirilmelidir. Bir Fransız atasözünde, “Dünyanın bütün hazinelerini verseniz, kaybedilen bir dakikayı geri getiremezsiniz” deniliyor. Bizim atalarımız, “vakit nakittir” diyorlar. Giden zamanı geri getirmek hiç kimse için mümkün değildir. O halde bu zamanları an be an iyi değerlendirmeli ve sonradan ah vah çekmeyeceğimiz gibi yaşamalıyız. Unutmayalım en önemli hazinemiz zamandır.
Ben bu satırları yazarken radyodan Uğur Işılak'ın sesi yükseliyor, “geçen gün ömürdendir” diyor. Zamanımızın genç ve değerli sanatçısı Işılak'ın bir programdaki sözleri geliyor hatırıma. Çocukluğunu çok iyi değerlendirdiğini, çok kitap okuduğunu, çok şiir ezberlediğini, görsel ve zihinsel zekâsının gelişmesi için ailesinin gayret gösterdiğini anlatıyordu. İşte bugün toplumun nabzını iyi tutan, ruhlara ve gönüllere hitap etmesini iyi bilen bir Uğur Işılak böyle yetiştiriliyor. Ailelerin iyi bir zaman planlamasıyla yaşamaları, bunu da çocuklarında bir alışkanlık haline getirmeleri gerekiyor.
Hepinizin 2010 yılını kutlar, hayır, huzur, sağlık ve afiyete vesile olmasını dilerim.
Sağlıcakla kalın.
NOT: NT Kitabevinin alt katında her Cumartesi saat 13:30'da çocuklara masal anlatıyorum. Bütün çocuklarımızı bekliyoruz.