"Kütahya'nın haber Tellal'ı TELLAL GAZETESİ'ni mutlaka okuyunuz." . TEKiN OFSET tarafından yayınlanmaktadır.

Ahmet Hakan Dönmez

Diğer Yazıları >>

KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUMUZ...

Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden,
Bu bahar havası, bu bahçe,
Havuzda su şırıl şırıldır,
Ne güzel dönüyor çemberim,
Hiç bitmese horoz şekerim.
                                                                           Cahit Sıtkı Tarancı

 Ah! Çocuklar, çocukluğumuz… Şükür ki çocuk olmuşuz bir zamanlar ve şükür ki çocuklarımız var. Ne güzel zamanlardır çocukluk zamanları; saf, temiz, riyasız, yumuşacık yıllardır. Oyun, arkadaşlar, oyuncaklar, sokaklar, nineler, dedeler ne çok önem taşır çocuklukta, yoksa taşırdı mı desek? Çünkü son zamanlarda o kadar çok şey değişti ki, çocuklarımızın çocukluklarını yaşatacak pek çok şey çıktı gitti hayatlarından.

 Masal gibi kaldı bizim çocukluğumuz. Önce ve en acıklısı tabiattan kopması oldu çocuklarımızın. Her yer beton, asfalt, sayılacak kadar az ağaç, çiçekler bile çok az. Ayakları neredeyse hiç toprağa basmıyor çocuklarımızın. Ağaçlara salıncaklar kuramıyorlar, hayvanları tanımıyorlar, doyasıya sokakta oynayamıyorlar.

 Betondan sefer tası gibi evlerde oturuyoruz, evde de alt kattaki komşumuz rahatsız olur diye koşamıyor çocuklarımız. Bunca kısıtlamada tv, internet çıkıyor çocuklarımızın karşısına ve hiç kıpırdamadan oturup onları izliyorlar. Sonra da hayat onlardan aktivite bekliyor, ama uzun süre oturdukları için zor geliyor!..

 Oyuncaklar gereğinden fazla hayatlarında ve bir doyumsuzluk getirmiş onlara. Onları daha fazla mutlu etmek için de daha fazla oyuncak alınıyor, ama bu  fazlalıktan kaynaklanan bir doyumsuzluk var çocuklarımızda. Evdeki bazı uygun eşyalardan oluşan, el yapımı oyuncaklar yok artık. En acı olan bir başka yönü de nine ve dedelerinden kopmaları, onlar ya yalnız yaşıyorlar ya da adı huzur evi olan evlerde boyun büküyorlar. Bu da nesiller arasında büyük bir uçurumu, kopukluğu getiriyor. Anne ve babaları hayatın yoğunluğunu yaşarken, dinlenmeye çekilen ve tekrar çocukluğuna dönen nine ve dedeler yok artık. Tabii ki içinde kültürümüzü, geçmişimizi, hayallerimizi barındıran, geleceğimizi şekillendiren masallar da yok.

 Günümüzde her çocuğun bir hayat belgeseli var, oyuncağa, kıyafete, teknolojiye boğulmuşlar, ama bu onları mutlu etmeye yetmiyor. Güvenli sokaklardan, tadına vara vara oyun oynamaktan, çamurdan şekiller yapmaktan, doğal oyuncaklardan, nine ve dedelerinden mahrumlar. Bu kadar mahrumiyet içinde onlardan bir yarış atı gibi ders çalışmalarını istiyoruz. Cumartesi, Pazar bile dershanedeler. Tabii daha yetişkin olmadan hayattan beziyor, yoruluyorlar ve hep gergin oluyorlar.

 Geçen gün belediye otobüsünde giderken Evliya Çelebi Devlet Hastanesinin yakınındaki okulun bahçesinden çocuklar bize el sallıyorlardı. Ben de onlara el salladım ve bilseniz ne kadar mutlu oldum.

 Bu arada NT Kitabevi ile el ele vererek çocukların dünyasına bir nebze de olsa renk ve mutluluk katmaya çalışıyoruz. Onlara mutlu olacakları masallar anlatıyorum, her Cumartesi saatler 13.30'u gösterirken NT Kitabevi'nin alt katında çocuklarla buluşuyoruz.

 Sağlıcakla kalın

06.01.2010