Sevgili dostlar!
Haram ve helâl inancının insan ve toplum idaresi açısından önemi çok büyüktür. Böyle bir inancı olmayan, nerede durup nerede susacağı belli olmayan insanların yönetilmesi imkânsızdır. Bu durumda ortada ne hak kalır, ne de hukuk. İnsan ve toplum huzuru haram-helâl inancının gönüllerde sağlam bir şekilde yerleşmesini gerekli kılıyor.
Helâl ve haram, birbirine zıt manaları ifade eden iki kavram. Günlük hayatın akışında her an karşılaştığımız iki gerçek. Dinimizde helâl ve haramın yeri ve öneminin çok büyük olduğunu biliyoruz.
Helâl, yapılmasında herhangi bir mahzur bulunmayan, meşru ve caiz olan şeyler, Rabb'imizin izin verdiği haller ve hareketlerdir.
Haram ise yasaklanmış demektir. Meşru ve caiz olmayan mahzurlu işlerdir. Allah'ın (c.c.) men ettiği şeylerdir.
İnsanı yoktan var eden, çeşitli duygular ve kabiliyetlerle donatan Yüce Yaratıcı, elbette insanı en iyi bilir. İnsana faydalı olanı helâl, zararlı olanı da haram kılmıştır. Zararlı bir helâl, faydalı bir haram göstermek mümkün mü?
Helâller umumî ve geniştir. Haramlar ise az ve istisnaîdir. Eşyada asıl olan helâl ve mübah oluştur. Bir şeyin haramlığına dair bir karîne ve bir delil yoksa helâldir. Helâlliğine dair bir delil aranmaz, haramlığına ait bir hüküm bulunmaması yeterlidir. Bu sebepten dolayı kaynaklarımızda umumiyetle haramlar zikredilmiş, helâller ise tek tek sayılmamıştır. Her türlü meşrubat helâldir, alkollü içkiler müstesna. Bütün etler helâldir, domuz eti gibi yasaklananlar hariç. Görülüyor ki helâller çok fazla ve genel, haramlar ise az ve istisnaî. Onların da insanın maddî ve manevî hayatına pek çok zararları olduğu açık. Yalnız şu var, bu zararların bazısı hemen tesirini gösterirken, bir kısmının etkisi uzun vadede anlaşılıyor. Bu da çoğu zaman insanları aldatabiliyor.
Bir örnekle açıklamaya çalışalım: Bir oda içinde her yere oturabiliriz. Koltuklara, divanlara, sandalyelere, yere, halı ve kilim gibi sergilerin üzerine oturabiliriz, ama sobanın üzerine oturulmayacağı açıktır. Oturan zarar görür. Bu kadar helâller içinde yetinmeyip ille de haramlara girmek de buna benzer. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz: Helâl dairesi çok geniştir, her türlü keyfe kâfi gelir, harama gerek yok. Haram zevkler zehirli bir bala benzer. Lezzetinden çok fazla acı ve elem verir.
Hz. Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde, helâllerin de haramların da apaçık olduğunu belirtiyor. Bir de bunların arasında şüpheli şeyler bulunduğunu söyleyerek bunlarda kaçınmanın gerektiğini şu şekilde açıklıyor: Hayvanlarını koruluğun kenarında otlatan çoban her an tehlikeyle karşı karşıyadır. Her hükümdarın bir koruluğu vardır. Allah'ın (c.c.) koruluğu da haramlarıdır. Onların etrafı şüpheli şeylerle kuşatılmıştır. Bu şüpheli şeylerden uzak kalmak gerekir ki, haramlara düşme korkusu yaşanmasın. Hatta Gazalî gibi bazı âlimler, bu şüpheli şeylerin sınırına yakın olan helâlleri de terk etmek suretiyle haramlardan tamamen uzak kalmayı tavsiye etmişlerdir. Şu halde haramların etrafında şüpheli şeyler ve bunlarında çevresindeki helâlleri terketmek, harama düşme tehlikesinden kurtulma konusundaki kararlılığın bir ifadesidir.
Yüce Dinimiz İslâm'da belirtildiği şekliyle Yaratanımızın helâl saydıklarını helâl, haram kıldıklarını da haram bilmek durumundayız. Aksi, yani haramları helâl, helâlleri haram saymak, Allah muhafaza, küfre götürür. Dinimizde haram olan bir şeyi yapan, Allah'ın emrine uymadığından günahkâr olur, fakat kâfir olmaz. Ancak Allah muhafaza, Rabb'imizin haram kıldığı bir işin helâl olduğunu iddia eden küfre gider.
Kalkınmada, gelişmede, ilerlemede en önemli şart, asayiş ve emniyetin sağlanmasıdır. Anarşistten, eşkıyadan, haram-helâl ve hak-hukuk tanımayan insanlardan kalkınma beklemek, safdillik olmaz mı? Esasen haram-helâl mefhumlarının olmadığı bir yerde yaşanmaz. Allah'ın helâl ve haramlarını kabul etmeyenlerin de, bir takım helâl ve haramları kendilerinin koyduklarını görüyoruz. Kâinatın Yaratıcısı Allah (c.c.) gibi yüce bir varlığın koyduğu pek çok hikmetleri olan bir haram ve yasağın etkisi, elbette bunlarla kıyas edilemez.
Haramlardan uzak bir şekilde huzur dolu günler dileğiyle.