"Kütahya'nın haber Tellal'ı TELLAL GAZETESİ'ni mutlaka okuyunuz." . TEKiN OFSET tarafından yayınlanmaktadır.

Ahmet Hakan Dönmez

Diğer Yazıları >>

Karın düşündürdükleri...

Ne kadar güzelsin kar;
Yumuşacık yağıyorsun.
Çocuklara Neş'e,
Büyüklere ümit,
Gönüllere şifa oluyorsun.


Neredeyse kar duasına çıkacaktım, günlerdir hep kar yağışını aradı gözlerim, ne kadar çok özlemişim…

 Biz çocukken televizyon yoktu, şükür ki yoktu, pencereden ayrılmazdık, soğuk havalarda yağmur, kar, rüzgâr bizi çok ilgilendirirdi. Rahmetli ablacığımla ikimiz “ aa yağmur, kar yağıyor” dediğimizde, rahmetli babam, “maşallah deyin” derdi. Gülmek ister gülemezdim, annem de hemen ardından, “Allah afetsiz versin” diye dua ederdi. Tabii ki bizim çocukluğumuzdaki kadar çok kar yok şimdi. Dünyanın düzeni bozuldu. Eskiden diz boyu olurdu kar, çatılardan neredeyse yarım metre buzlar sallanırdı. Biraz bayırlı olan mahallemizden çocuklar büyükten küçüğe sıralanır kayardık. Büyükçe bir kardan adam yapar, çocuk aklımızla erimesin diye dua ederdik.
 
 Ayağıyımızda mest lastikler okula giderdik, o yılların botları onlardı. Sonra her teneffüste (o yıllarda teneffüsler uzundu, oyuna doyardık) kartopu oynardık. Şimdi sıcak evimizden manzarayı seyrediyoruz, ama karın yağması pek çok yönüyle böyle neşeli değil. Odunu, kömürü olmayan insanlar var. Paltosu çizmesi olmayanlar, yola çıkmak zorunda olanlar, hasta olanlar, hasta yakını olanlar… Ve karın yağmasıyla manzaranın güzelliğini, oyun oynamayı hiç düşünmeyenler, düşünemeyenler. Hatta evi bile olmayanlar, onların hali nasıl olur acaba?..

 Birkaç yıl önce sokakta yaşayanlar kapalı spor salonunda misafir edilmişlerdi. Aslında kar olmasa bile bunların sokaktan kurtarılması gerekiyor ve bunun bir devlet politikası olarak biran önce hayata geçmesi lazım.

 Ben bu satırları yazarken belediye hoparlöründen ölüm ilanı okunuyor. Ölü beklemez, kar da yağsa yağmur da olsa defnedilecek. O esnada bir defa kulağıma gelen sitemler geliyor hatırıma, “ölmek için bu günü mü bulmuş” hüzünle bu sözleri hatırlıyor ve ne kadar cahil olduğumuzu düşünüyorum. O insanın ömrünü belirleyen de, havayı böyle yapan da Rabbimiz ve bunun bir hikmeti de bizim imtihan olmamız, geniş düşünemiyor ve ne kadar büyük hatalara düşebiliyoruz.

 Bir de böyle havalarda toplu taşıma araçlarını kullanmayıp, ille de kendi arabasıyla yola çıkanlar, zincir takmayıp hem kendi canını hem de başkalarının canını tehlikeye atanlar var.

 Yaşanmış bir öyküyle bitirelim satırlarımızı. Zafer Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Selim Gündüzalp, gençliğinde hocası rahmetli Selahattin Şimşek'le bir sabahçı kahvesinde buluşacaktır. Gece on iki, bir, iki olur hocası gelmez. Tam beklemekten vazgeçecektir ki çıkar gelir Selahattin Şimşek. Selim Gündüzalp merakla sorar, “hocam hayırdır, ne oldu?” der. Şimşek de, “buraya gelirken yolun bir yeri buzlanmış, düştüm. Oradan geçenleri uyarmak için bekledim, kimsenin geçmeyeceğinden emin olduğumda da geldim” der.
 
 Sağlıcakla kalın

NOT: Dönmez ailesine yeni katılan Sueda'ya hayırlı ve uzun ömürler diliyorum…
 

27.01.2010