Sevgi, çok yüce bir kavram, eşsiz bir özellik. Her şeysiz olabilir belki, ama sevgisiz asla.
Sevgi olmasa, insan mutlu olabilir mi? Yaşama zevkini bulabilir mi?
Kalplerin gıdası sevgidir şüphesiz. Mide gibi, pek çok his ve duygularımız da, kendilerine göre gıdaya ihtiyaç duyarlar. Görme duyumuzun çeşitli renklere, şekillere vb. güzelliklere, dilimizin tatlara, işitme duyumuzun güzel seslere, aklımızın gerçeklere muhtaç oldukları aşikârdır. Aynı şekilde kalplerimizin de sevgiye, sevmeye ve sevilmeye ihtiyaçları olduğu unutulmamalıdır.
Yüce Yaratıcı âlemi sevgi üzerine kurmuştur. Kâinatın mayası, özü, esası, harcı, rabıtası, nuru ve ruhu sevgidir, dersek mübalağa etmiş olmayız sanırım.
Taşları birbirine bağlayarak binaların meydana gelmesini sağlayan harç misali, bildiğiniz gibi, ayrı ayrı olduklarında pek fazla değeri olmayan taşlar, aralarına konan harçla birbirleriyle kaynaşarak bina haline gelirler.
İki ayrı insanı bir araya getirip kaynaştırarak yekvücut halinde bir aile yapan ve böylece neslinin devamını sağlayan en önemli sır, sevgi değil midir? Vahşi ve yırtıcı hayvanları bir arada tutan, orta hareket ettiren, nöbetleşe birbirlerine hizmet ettiren tılsım, sevgi değil midir?
İnsanları birbirleriyle kaynaştırarak toplumlar ve milletler haline getiren en önemli maya, sevgi değil midir?
Elektronları, nötronları ve protonları birbirine bağlayan çekim kuvveti olmasa atom meydana gelebilir miydi? Atomlar maddenin en küçük parçaları olduğuna göre, maddenin var olması da atomlara bağlı değil midir? Aynı şekilde yer çekimi olmasa, dünya üzerinde varlıklar durabilir miydi? Aralarında çok hassas bir çekim kuvveti olmasaydı, gezegenler güneşe nasıl bağlanacaklardı?
Atomlardan galaksilere kadar, en küçüğünden en büyüğüne bütün varlıkları çeşitli cazibe kuvvetleriyle birbirlerine bağlayan Yüce Yaratıcı, his ve şuur sahibi varlıkları da birbirlerine sevgi ile bağlamıştır.
Küçük bir kâinat olarak yaratılan insanın kalbine, adeta bütün kâinatı içine alabilecek genişlikte bir sevgi verilmiştir. Bu sevgi, âlemin özü olan insanı, tüm varlıklarla alâkadar hale getirir. Bundan dolayı onların acılarıyla üzülür, iyilikleriyle de mutlu olur. Böylece insan, sadece kendisini düşünen bencil bir yapıdan kurtulmuş olur.
Yaratılıştan kalplerimize sevme kabiliyetini veren Yüce Mevlâ, bu kabiliyetin kullanımını irademize bırakmıştır. İnsan istediği şeyi, istediği şekil ve ölçüde sevebilir. Hikmetli Yaratıcı insanın bütün kabiliyetleri gibi sevme hissini de bir kalıp içinde sınırlamamıştır. Geliştirmek, azaltmak ya da çoğaltmak insanın elindedir.
Her biri bir hikmete binaen verilmiş olan çeşit çeşit hisler, duygular ve kabiliyetler bazen çatışabilirler, bazen biri diğerinin aleyhine gelişebilir. Nefret, kin ve düşmanlık hisleri bir insanın kalbinde aşırı kuvvet bulursa, muhabbet ve sevgiye yer bırakmayabilir. Bu sebeple sevgi hissi daima beslenmeli ve güçlendirilmeli, onu azaltan faktörlerden korumaya çalışılmalıdır.
Batı kültürünün etkisi altında iyice bencilleşen, fazilet yerine menfaat ve ihtiraslarını tatmini esas alan günümüz insanı sevgiye ne kadar muhtaç! Hele hele karşılık ve menfaat beklemeksizin gösterilen samimi sevgiye!...
Sevgili Peygamberimizin, “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek mü'min olamazsınız...” fermanı, mü'minler arasında sevginin ne kadar önemli bir esas olduğunu ortaya koymaya yeter sanırım. Ayrıca birçok Hadis-i Şerif'te, karşılık ve menfaat beklemeksizin birbirini Allah için sevenlerin Arş-ı Âlânın gölgesine alınacakları beyan edilerek bu husus özendirilmekte ve âzamî teşvikte bulunulmaktadır.
Şu halde sevmek çok önemli sevgili dostlarım! Böyle olunca sevilmeye en lâyık şey de sevginin kendisidir herhalde, değil mi? Evet en çok sevgi hissini sevmeli ve onu bütün ruh-u canımızla benimsemeliyiz. Aynı şekilde onun zıttı olan düşmanlığa da düşman olmalı ve onu kalplerimizden söküp atmaya çalışmalıyız.
Bütün yaratılmışları sevmeliyiz, Yaratan'dan ötürü. İnsanları, hayvanları, bitkileri, ağaçları, canlı-cansız her şeyi... Ve bütün bunları var eden, her birine ayrı ayrı güzellikler veren güzeller güzeli Yüce Mevlâ'mızı sevmeliyiz.