Sevgili dostlar!
25.02.2010 Perşembe günü mübarek Mevlid Kandili. Miladi 571 yılında doğan son İlahi nurun doğum yıl dönümü. Şemsî takvime göre 20 Nisan, Kamerî takvime göre ise 12 Rebiül-evvel Pazartesi olan bu gün yıllardan beri İslam dünyasında Mevlid Kandili olarak kutlanıla gelmekte. Bu münasebetle, bu gece dünyayı şereflendiren O eşsiz insanın, O yüce rehberin şahs-ı manevisinden, insanlığa ve tüm varlık âlemine kazandırdıklarından bahsetmek istiyorum.
Varlıkların yaratılış hikmetleri hep merak konusu olmuştur. Yaratılalıdan beri insanoğlunun cevap aradığı soruların başında bu meselenin yer aldığını söylersek, hiç de mübalağa etmiş olmayız. Dünyamız yaratılıp kara ve denizlerle kaplanarak hayata el verişli hale getirildikten sonra bitkiler ve ağaçlarla donatılmıştır. Hayvanların yaşayabilmeleri için gerekli şartlar tamamen hazırlandıktan sonra Yüce Yaratıcı yeryüzünü hayvanlarla şenlendirmiştir. Daha sonra, ahir gelir bezme ekâbir sözünün gereği, dünya hanının en değerli misafiri olan insan gönderilmiştir dünyaya.
Akıl, mantık ve düşünce sahibi olan insan, hem kendi var oluşunun, hem de kâinatın yaratılışının sırrını anlayabilecek bir yapıdadır. Bu konuda insana önderlik edecek en önemli rehber şahsiyetler ise, peygamberlerdir. Onların da en sonuncusu ve en mükemmeli, hiç şüphesiz Hz. Muhammed (asm)dır. Şu halde kâinatın yaratılış sırrı Onun rehberliğinde vuzuha kavuşmakta, varlıkların manaları Onun önderliğinde anlaşılmaktadır. Âlem aradığı kemâlât ve güzelliklere Onunla ulaşmakta, lâyık olduğu yüceliklere Onunla ermekte, hedef ve gayelerini Onunla bulmaktadır.
Eğer O olmasaydı, Onun getirdiği nur olmasaydı; âlem karanlıklara gömülür, başta insan olmak üzere bütün varlıklar değerini yitirir, her şey yetim ve öksüz kalır, her yer bir matem hane şekline bürünürdü. Bu sebeple O, bütün kâinatın ve içindeki tüm mevcudatın sebeb-i vücudu, yani var oluş sebebidir. “Sen olmasaydın, sen olmasaydın, felekleri yaratmazdım” hakikati, bu derin manaların veciz bir ifadesinden başka bir şey olmasa gerek.
O öylesine eşsiz bir ahlâk ve fazilete sahipti ki, inanmayanlar bile Ona hayrandı. Düşmanları bile Onun faziletine ve üstün ahlâkına şahitlik ediyordu. Onun için dost düşman herkes Ona Muhammedül-Emîn demişti. Ömrü boyunca bir defa dahi yalan söylediği vaki değildi. Doğruluktan, dürüstlükten, haktan hiçbir zaman ayrılmadı.
İnsanlık sevgi ve saygıyı Ondan öğrendi. “Büyüklerimizi saymayan, küçüklerimizi sevmeyen bizden değildir” sözüyle kalplere rehberlik ediyordu. Başkalarının hak ve hukukuna saygıyı, yardımseverliği, birlik ve beraberliği, dayanışmayı hep O gösteriyordu örnek olarak. Kavga, düşmanlık, kan, kin, bencillik ve fesadı önlemekti Onun gayesi. Çünkü O “âlemlere rahmet olarak gönderilmiş” bir rahmet abidesiydi. Cenab-ı Hak, her türlü güzellik ve mükemmelliği Onun şahsında toplayarak bizlere Onu bir model yapmıştı. O eşsiz insan kendisindeki bu güzelliklerin kaynağını, “Beni Rabbim eğitti ve terbiye etti. Ne güzel terbiye etti!” buyurarak açıklamaktadır. Bir okul için öğretmen nasıl vazgeçilmez ise, insanlık için peygamber de öyledir. Bütün beşeriyete gerçek insanlık dersleri veriyor, Allahü Teâlâ'ya kulluğun nasıl yapılacağını gösteriyor.
Yüce Mevlâ'mızın aramızdan seçtiği elçisi olarak bize, Onun emir ve yasaklarını tebliğ ediyor. Rabbimiz katında da bizim elçimiz olarak, halimizi Ona arz ediyor.
Sayısız nimetler ve sanat harikalarıyla doldurulmuş şu muhteşem dünya sarayında, bu sarayın inceliklerini ve insanların orada nasıl kalmaları gerektiğini gösteren bir tanıtıcı ve teşrifatçı. O olmazsa ne sarayın güzellikleri anlaşılabilir, ne de saraydan nasıl istifade edileceği bilinebilir.
Ezel canibinden, ruhlar âleminden gelip şu dünya misafirhanesinde kısa bir süre konakladıktan sonra ebediyete doğru devam edip giden beşer yolculuğunda, tüm insanlığın yol göstericisi ve önderi O. Onun nurlu yolunu ve aydınlık sünnetini bırakan Hakkın rıza kapısını bulabilir mi?
Ömür boyu çalışarak generalliğe yükselmiş insanların tüm rütbelerini sökerek onları sıradan birer er haline getirmek, onlara yapılabilecek en büyük haksızlık olduğu gibi; lâyık oldukları rütbelerine tekrar kavuşturmak da en büyük iyilik olsa gerektir. Aynı şekilde, her şey Allah'ın harika bir yaratığı, Onun kudretinin bir mucizesi ve adeta yaratıcısını anlatan bir mektub-u Rabbanî iken; onları kendiliğinden bir tesadüf sonucu ortaya çıkmış basit ve aciz birer varlık derecesine düşürmek de bütün varlıklara yapılmış bir haksızlık değil midir? İşte Onun insanlığa sunduğu hidayet, bütün varlıkları gerçek manalarına ve konumlarına yükseltmiştir. Dolayısıyla sadece insanlık değil, canlı cansız bütün varlıklar Ona minnettardır.
Bulunduğu asır, Onun nuruyla cahiliyet asrından saadet asrına inkılâb etti. Vahşi, bedevi ve mutaassıp bir toplumu, dünyanın en medeni milletlerine rehber olacak hale getirdi. O bütün gönüllere manevi bir güneş gibi doğmuştu. Kas katı yürekler yumuşayıp sevgiyle dolmuştu. Cana kıymaktan ve kan dökmekten zevk alacak kadar canileşmiş insanlar birer merhamet abidesi haline gelmişlerdi.
Bugün maalesef insanlık, yine o cahiliyet devrine geri döndü. Zulüm ve haksızlıklar ayyuka çıktı. Güçlüler zayıfları ezip sömürüyor. Zulüm eskisi gibi münferit değil artık; sistemleşmiş, devletleşmiş ve devleşmiş olarak ama süslü postlar giyerek çıkmış meydana. Her yer haksızlığa uğrayan masumların iniltileriyle doldu. İnsanî yüce değerler rafa kaldırılıp yerlerine pespaye hisler hâkim oldu. Kadın yine alınıp satılır bir meta seviyesine düşürülmek isteniyor.
Ey yüceler yücesi Ulu Mevlâ'm, karardı yine ufuklarımız, ihtiyar dünyamız günah ve ahlâksızlıklarla çok kirlendi. Her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var o Muhammedî nura. O İlahî masaja bütün beşeriyet olarak öyle susadık ki, tarifinden aciziz. Doğum yıl dönümünde doğsun Allah'ım, o manevî güneş kalplerimize doğsun, aydınlatsın içlerimizi ve tüm dünyamızı. O saadet asrının huzur iklimi tüm insanlığı kuşatsın.
Mevlid Kandiliniz mübarek olsun sevgili dostlarım. Yüce Rabbimiz, bizi Onun şefaat-i uzmâsına nâil eylesin. Ona ümmet olma şuuru içinde olabilmeyi, Onun sünnet-i seniyesine uygun bir hayat yaşayabilmeyi bize nasib eylesin. Dualarınızda bir cümlelik de olsa, yer bulabilmek umuduyla.