"Kütahya'nın haber Tellal'ı TELLAL GAZETESİ'ni mutlaka okuyunuz." . TEKiN OFSET tarafından yayınlanmaktadır.

Ahmet Hakan Dönmez

Diğer Yazıları >>

Hukukta eşitlik esastır
İnsanlar arasından mutlak anlamda eşitlik mümkün değil. Çünkü Yaratan herkese farklı özellikler vermiş. Aynı ana ve babadan doğan kardeşlerin bile birbirlerinden farklı yapıya sahip oldukları göz önünde bulundurulursa, herkesin eşit olmasını sağlamak ve bunu devam ettirmek, fıtratı zorlamak manasına gelecektir. Eşitlik hukukta olmalı. İnsanlar arası münasebetlerde, alış verişlerde hak ve adaletten ayrılmama konusunda eşitlik söz konusudur. Daha açık bir ifadeyle adalet ve hukuk önünde insanlar eşit olmalıdır. Demokrasi ve cumhuriyet rejimlerinde, güç ve kudret; kişi veya kuruluşlarda değil, yasalarda olmalıdır. Yasalar da herkese eşit şekilde uygulanmalıdır. Zengine farklı, fakire farklı olmamalı.. Yöneticiye farklı, halka farklı olmamalı.. Ünlülere farklı, kimsesizlere farklı olmamalı.. Makam ve rütbe sahiplerine farklı, garibanlara farklı olmamalı. Durumu ve konumu ne olursa olsun, toplumun her ferdi bilmeli ve inanmalı ki, yasalar önünde herkes eşittir, devlet otoritesi haktan ve haklıdan yanadır. Haklının hakkı, karşısındaki kim olursa olsun, mutlaka alınacaktır. Bu olduğu müddetçe insanların kendi aralarında da, devletlerine karşı da güven olur. Bu güvenin ise, huzur ortamının en önemli altyapısını teşkil edeceği açıktır. *** Tarkan'ın ve bazı üst rütbeli komutanların gözaltına alınmaları, ardından mahkemeye çıkarılmaları münasebetiyle basına yansıyanlar, üzerinde dikkatle durulmaya değer. Ellerine kelepçe vurulmadığı, hâkimler ve savcıların kullandıkları kapıdan giriş çıkış yaptıkları anlatılıyor. Gözaltında iken, adeta ağır misafirler gibi ağırlandıkları söyleniyor. Daha da garibi, bir kısım hayranları tarafından sloganlar atılıyor, tezahüratlar yapılıyor. Bu muamelenin sebebi olarak ise, geçmişteki hizmetleri ve vatanımıza, ülkemizin tanıtımına hizmetleri gösteriliyor. Nankör olunmasını kim tasvip eder ki! Vatan ve milletimize hizmet edenlere elbette minnet ve şükran borçludur herkes, özellikle de devlet ve kurumlarımızın yöneticileri. Ancak çok ünlü olmak, kimseye suç işleme mazhariyeti kazandırmamalı. Çok güzel şarkı söylüyor olmak ya da general olmak, işlenen suçu örtbas etme sebebi olmamalı. İnsanın bir takım güzel hasletlere sahip olması, geçmişte yararlı hizmetler yapmış olması, yüksek makamda bulunması, imkânlarının geniş olması onun suç işlemesini haklı çıkarmaz. Suç işleyen bir insan hakkında, bunca hizmetleri bulunan bir insana ceza vermek doğru olmaz diye savunma yapmak yanlıştır. Çünkü, o şahsa verilmek istenen ceza, yaptıkları hizmetlerin karşılığı değil, suçunun cezasıdır. Bu noktada düştüğümüz önemli bir yanılgıya dikkatlerinizi çekmek istiyorum: İnsanları değerlendirirken toptancılıktan ziyade, iyi analiz yapılması gerekir. Bir insanın iyi tarafına iyi, kötü tarafına da kötü diyebilmeliyiz. İyi usta olan bir insan, içki içiyorsa; ustalığını beğendiğimizi, ama içki içmesinin yanlış olduğunu söylememizdir doğru olan. Yalan söyleyen bir müslümanın yalancılığına karşı çıkmakla, müslümanlığına karşı çıkmak ayrı şeylerdir. Tarkan'ın şarkılarını çok beğeniyor olabilirsiniz, hatta onun hayranlarından sayılabilirsiniz. Ancak bu sevginiz ve hayranlığınız, sizi onun uyuşturucu kullanmasını hoş görmeye sevk etmemelidir. Şarkılarına ne ölçüde onay veriyorsanız, o ölçüde uyuşturucuyla meşguliyetine karşı çıkabilmelisiniz. Bir iyiliğinden dolayı, bütün hatalarını görmezden gelip onu göklere çıkarmak ne kadar yanlışsa; bir yanlışından dolayı bütün iyiliklerini yok sayıp onu yerin dibine batırmak da o kadar yanlıştır. Aynı şey komutanlarımız için de diğer insanlarımız için de söz konusudur. Yaptıkları hizmetler, onları hiçbir zaman kutsamamalı, hataları ve suçları varsa, elbette cezasını çekmelidirler. *** Burada ifade etmeye çalıştığımız nokta çok açık olmakla beraber, bazı karıştırmalara yol açmaması açısından şu noktaya da dikkatleriniz çekmek istiyorum: Bir insanın genel olarak değerlendirilmesi değil üzerinde durduğumuz husus. Her durum ve özelliğinin ayrı ayrı ele alınmasıdır. Bir insanın iyi tarafına iyi, kötü tarafına da kötü diyebilmektir. Ancak genel anlamda o insanın iyilik ve kötülüklerinin karşılaştırılması, sonuçta o insanın iyi veya kötü olduğu konusunda bir karara varmalıdır. Ahirette mahkeme-i kübrâda Yüce Allah insanların günah ve sevaplarını çok hassas bir şekilde tartıp ona göre cennete veya cehenneme göndermektedir.
10.03.2010